Onur Köse – Boş yazar

  • Home
  • Departments
    • ajax
    • Comet
    • Genel konular
    • Kategorilendirilmemiş
    • Kaynak
    • Php
      • CodeIgniter
    • Soru&Cevap
  • Subscribe via RSS

Yonja Obama

April 7th, 2009  |  Published in Kategorilendirilmemiş

Webrazzi’de müthiş bir haber; White House Yonja yetkililerine ulaşıp Barack Obama ile ilgili bir takım canlı yayınların Yonja.com üzerinden canlı aktarılmasını istemiş, onlar da kırmamış yayınlamışlar felan.

Başlarda asparagas bir haber gibi görünse de vallahi gerçek :)

Tebrikler Yonja (ve Arda).

Blog dediğin?

February 8th, 2009  |  Published in Kategorilendirilmemiş

Blog dediğin bir nevi günlük aslında, kalem özürlülere.

Bildiğini, gördüğü, duyduğunu hatta hissiyatını, ruh halini yazıyorsun felan. Bazen konulu, bazen konusuz. Ortasından girince anlaşılmayan cinsten yani.

Buhran zamanlarında çıkan bir kaç fikrinin 10 punto tadında ışıklı ekrandan yansıması bir garip hissiyat tutulması gibi sanki. Kala kalıyor oracıkta. Sanki hep aydınlıkta, daha demin kararmış gibi. Ve az sonra geçecek gibi.

Az önce aşağıdaki dizelere rastladım, biraz iz bırakayım diye de aşağıya yazdım. Can Yücel’den geliyor “Bağlanmayacaksın”

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini…
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir şeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın.
Ucundan tutarak…

Katetegorilendirilmemiş tutulmalara atıyorum bu izi.

Bu bir çelişki midir?

February 5th, 2009  |  Published in Genel konular

chart

Gördüğünüz resim sevgili StatPress adlı Wordpress eklentisinin son güncelleştirmeleri sayesinde elde edilmiş bir “ziyaretçi tarayıcı istatistikleri” grafiğidir. Bunu paylaşmamın sebebi ise taşıdığı anlam tabiki. Grafikte olmayan rakamlarsa şöyle:

Firefox 3 1197
Internet Explorer 6 752
Internet Explorer 7 673
Internet Explorer 5 210
Firefox 2 160
Safari 108
Opera 88
Firefox 1.0 79
Internet Explorer 8 12
Chrome 8
Firefox 5
Internet Explorer 5
Firefox 1.5 4
Iceweasel 1

Bildiğiniz üzere burada ufak tefek fikirlerimi paylaşıyorum ve yazılarımı okuyan insanlar da genellikle benim gibi bu işlerle meşgul ya da öğrenmeye hevesli kişiler. Bunu Firefox 3 kullananların sayısına bakarak ta anlayabilirsiniz. Fakat başlığa ilham veren konu ise onun hemen ardındaki IE 6 kullanıcıları, ardındaki IE 7 kullanıcıları ve nasıl oluyorsa IE 5 kullanıcıları. Tabi sadece bunla kalmakla da bitmiyor. Övüldükçe övülen Chrome’nin 8 kişilik başarısı IE 8′in akıl almaz (?) ilerleyişi de cabası :)

Şimdi size sormak istiyorum, bu bir çelişki değildir de nedir?

Bir Web Programcıları Platformu’nun ardından

January 26th, 2009  |  Published in Php

Dört buçuk aylık İstanbul maceramı 24 Ocak Cumartesi günü Golden Horn Ventures’ın (GHV) önderliğindeki Web Programcıları Platformu’nun (WPP) ilk etkinliği ile sonlandırdım. Bu dört buçuk ay içerisinde beni anca idare eden yabancı dilimi daha iyi bir noktaya getirdim ve inanılmaz faydalarını bu etkinlik ile tescil ettim –nasıl ettiğimi yazının devamında anlayacaksınız-

Pek etkinlik insanı olmadığım için bugüne katıldığım IT camiası adına ikinci etkinlikti diyebilirim. İlki Ankara’da Microsoft’un bayileri için organize ettiği bir pazarlama toplantısıydı –ki hiçbir şey anlamamıştım- WPP ise bundan daha farklı olarak kendi uğraşlarımla yakından ilgili olduğu için daha dikkate ve takdire değer bir etkinlikti.

Katılmaktaki en önemli amacım Zeev Suraski ve Derick Rethans ile tanışabilmekti. Zeev çeşitli problemler nedeniyle kendisi bizzat katılamadı ama sağ olsun bize PHP’yi Andi Gutmans ile birlikte nasıl geliştirdikleri konusunda ilham verici bir video hazırlamış. GHV’dan sevgili Mehtap Mae Özkan hanımın açılış konuşmasının ardından bu videoyu izledik ve açılış için oldukça eğlenceli bir içerik olduğunu söyleyebilirim. Videonun ardından kürsüye çıkan Derick ise PHP, Ajax ve bağlı bazı konular hakkında güzel bir sunum hazırlamış. Sunumun güzel olmasının yanında Derick İngilizce konuştuğu ve ortalıkta çeviri gibi bir hizmet olmadığı için bazı arkadaşlar zamanını resimlere bakarak geçirse de, anlaşıldığı noktalarda kullanışlı bilgiler aktardığını kabul etmek doğru olacaktır. Bahsettiğim sunu içeriğine bu adresten ulaşabilirsiniz. Ayrıca bir oturum arasında Derick ile kısa bir sohbet şansım oldu. Onun dışındaki tüm zamanında ise IBM marka dizüstü bilgisayarıyla çalışmaya devam ediyordu :)

Derick’in ardından IIS 7.0 üzerinde PHP konusunda sayın Muammer Benzeş güzel bir konuşma sundu. Etkinliğe son anda sponsor olarak katılan Microsoft açık kaynak teknolojileri konusunda camiaya her geçen gün daha sıcak temaslar sağlıyor.

Etkinlik takviminde merakımı cezbeden bir diğer konu ise Yoğurt ekibinin Adobe Flash ile 3 boyutlu uygulamalar hakkında bilgiler vereceği bölüm olsa da GHV ekibinden sayın Hayat Çiftçi hanımın diğer bir salondaki oturumuna katıldığım için bu bölümü pas geçmek zorunda kaldım. Bu esnada Hayat hanım katılımcıların GHV ve Venture Capital kavramı hakkındaki sorularımızı cevapladı. Oturum sonlarına doğru en son söz aldığımda kendimi tutamayıp ‘korkuyoruz bu işten Hayat hanım’ çığlıklarımın ardından güzel bir hesap yaparak bizi sakinleştirmeyi bildi ve ardından Tuncay Bahadır’ın ‘PHP’de SuperGlobals’ konulu sunumuna geçiş yaptık.

Kapanış konuşmasına katılamadığım için başka neler konuşulduğunu bilmiyorum ama sanırım GHV hakkında diğer katılımcılara bilgi verilmiş olmalı. Henüz ilk toplantı olması nedeniyle bir takım aksaklıkların yaşanmasına rağmen yine de güzel bir etkinlikti. Umarım devamı camianın önde gelen aktörleriyle gelişerek devam eder. Etkinlik için bir hayli emek sarfeden Golden Horn Ventures ekibine teşekkür ediyorum.

Evet, yaşıyorum

December 4th, 2008  |  Published in Genel konular

Bir süredir şehir dışında bulunmam nedeniyleyeni yazı ekleyemiyorum. Az kaldı yakında döneceğim, kusura bakmayın :)

CodeIgniter Türkçe Kullanım Kılavuzu – Bölüm 1

October 11th, 2008  |  Published in CodeIgniter, Kaynak, Php  |  2 Comments

Geçtiğimiz hafta başladığım çeviri işinin ilk bölümünü tamamlamış bulunuyorum. Bu bölümde orjinal kılavuzun General Topics bölümünde yer alan tüm sayfalar ile Class Reference bölümündeki birkaç sayfanın çevirisi yer alıyor.

Bu kılavuz codeigniter.gen.tr’de de yayınlandığı için -fakat İngilizce olmasına rağmen- burada yayınlamak istemiyorum. Dileyen arkadaşlarım buraya tıklayarak bilgisayarına indirmek suretiyle kullanabilirler.

CodeIgniter, sen nesin be abicim?

October 4th, 2008  |  Published in Php, Soru&Cevap  |  3 Comments

Merhabalar, uzunca bir süredir yazamıyorum kusura bakmayın yoğunluk işte. İş güç vesilesiyle Eylül başından beri İstanbul’da ikamet ediyorum ve Şubat ayına kadar böyle devam edecek. Bu süre içinde İstanbulda görüşmek isteyen varsa kose.onur et gmail nokta com adresime bir telefon numarası göndersin, buluşalım kaynaşalım.

Bundan önceki yazımda bahsettiğim yazı dizisine değişik bir boyut getirmek istiyorum. Daha doğrusu o yazının çizgisinin dışında bu sefer bir framework yani uygulama çatısı olan CodeIgniter’dan bahsedeceğim. O zaman haydi sorulara başlayalım.

CodeIgniter Nedir?

CodeIgniter PHP ile uygulama geliştiren yazılımcılar için bir Uygulama Çatısıdır. Kimi -benim gibi- programcının öcü gibi korktuğu, kiminin ise “başkasının yazdığı kod üzerinde çalışamadığı” için uzak durduğu birçok framework’tan sadece birisi (ama benim incelediğim tek çatı olduğu için en iyisi)

Bir tavsiye üzerine ilgimi çekmeyi başaran CodeIgniter hakkında Erhan benden çok çok erken davranıp sistem üzerine uzmanlaşmış, hatta Türkiye ayağının web sitesini bile açmış(lar) Düzeltme: Türkiye sitesini Erhan değil, Fatih Bazman açmış, Erhan CI hakkında bir grup oluşturmuş.

Bendeki bu eksikliği farketmemin ardından hemen Türkçe sitesini açıp Kullanım Kılavuzu’na bakmak istesem de, pek Türkçe sayfa bulamadım. Tabi eskiden olsa üzülürdüm ama artık hayvanlar gibi ingilizce bildiğimden dolayı hemen oturup çevirisine başladım ve Genel Başlıklar sütununun yarısına kadar olan bölümü çevirdim. Normalde çevrilmiş olanını bulsam o kadar yazıyı okumazdım ama çeviren kendiniz olunca mecburen tekrar tekrar okuyor, okudukça da ezberliyorsunuz mevzuyu : )

Nasıl Kurulur?

Önce CodeIgniter.com anasayfasındaki Download CodeIgniter bağlantısına tıklayarak gerekli dosyaları indirin ve sıkıştırılmış dosyayı proje klasörünüz içerisine açın. Karşınıza iki klasör, bir PHP ve bir HTML dökümanı çıkacak. User Guide adlı klasör gerekli dökümantasyonu ve System klasörü sistem dosyalarını içeriyor.

İşte bu kadar, kurulum için yapmanız gereken başka birşey yok.

Nasıl Kullanılır?

Çok basit kullanılır. Basitten kastım, PHP konusunda belli bir aşama katetmiş arkadaşlarım için gayet basit olacaktır. Ama object-oriented felan diyince bir adım geri atıyorsanız önce bu konuda biraz bilgi edinmenizi öneririm.

Nasıl kullanıldığına ilişkin daha fazla bilgiyi kendi sitesindeki Tutorials bölümünde yer alan iki adet videoyu izleyerek edinebilirsiniz. Yakında Türkçe kullanım kılavuzunun tamamına erişebileceğinizden dolayı heyecanı burada tüketmek istemiyorum : )

MVC Ne Peki?

Evet, bu tip uygulama çatılarında sık sık duyduğunuz veya duyacağınız bir kavramdır MVC. Açılımı Model + View + Controller olan MVC; veritabanı işlemleri, betik ve sunum aşamalarını birbirinden ayıran bir yaklaşım. Yani web sitenize bir talep geliyor, Controller bu talebi alıp Model ile birlikte gerekli veriyi hazırlıyor, hazırlanmış çıktı verisini içeren döküman olan View içerisinde ziyaretçiye sunuluyor. Hepsi bu.

Güzelliği ise View yani doğrudan tasarımı ilgilendiren dökümanlar içindeki betik çalışmalarını en aza indirmesi. Çünkü bu tip işler Controller dosyalarında yapılıyor ve sayfaya yazdırılması gereken işlenmiş veri Array ya da Object olarak View’a aktarılıyor. İşin içine Cache’de eklendimi tadından yenmez bir sistem ortaya çıkıyor.

Olayın asıl kafa karıştırması muhtemel kısmı ise Controller yapısı. Controller, esas bir controller sınıf çerçevesine yazılmış kendi controller sınıflarınızın toplamı da denebilir. Yani sistemi sınıflarınız ve onların içindeki fonksiyonlar ile oluşturmanız gerekiyor. Bunu yaparken de sistem kendi User Friendly URL’lerini kendi oluşturuluyor.

Ama Çatı Sonuçta

Demeyin sakın, o kadar sığ değil çünkü. Çatı derken kısıtlı bir arabirim ya da başkasının yazdığı fonksiyonlar topluluğu gelmesin aklınıza. Size sadece her projede özellikle ihtiyaç duyulan birçok konuda gerekli altyapıyı sunuyor. Altyapıda sunulan her türlü eklentiyi bir kerede yüklemiyor, ihtiyacınız olan yerde yükleyici fonksiyonu kullanıyorsunuz ve yükü siz belirliyorsunuz.

Plugin desteği ve sunduğu Helper dosyalarını geliştirebilme özelliği ise cabası. Yani çatı ancak sizin hayal edebildiğiniz kadar yukarıda, sizi hapsetmiyor.

Nasıl web geliştiricisi olunur?

August 30th, 2008  |  Published in Kaynak, Soru&Cevap  |  6 Comments

Soru-cevap şeklinde yeni bir yazı dizisine başlıyorum. Uzun uzun naralar atmaktansa belli sorulara cevap üretmek daha çok işime geliyor.

Bazen aşağıdaki gibi genel bir soruya verilen cevaplar olacağı gibi, programcılık konusunda teknik detaylara ilişkin çözümler de yazacağım. Buyrunuz;

Bir web geliştiricisi nasıl olunur?

Olunmaz, doğulur. Esasen çok kibir dolu bir söylem olsa da bugüne kadarki tecrübemle bundan kesinlikle eminim. Yeteneğiniz olmasa bile bir web tasarımcısı olabilirsiniz. Ama yeteneğiniz olmasa bile bir web geliştiricisi olduğunuzu ancak iddia edebilirsiniz. Her ne kadar iki grup için birden adına yetenek demiş olsam da geliştirici açısından yetenekten öte, mantıksal zekanızı ne kadar çok kullanabildiğinizle alakalı. Elbet mantıksal zeka değerinin ne kadar yüksek olduğu da önemli ama öyle olmasa bile, mevcut olanı tek bir sorun üzerine yoğunlaştırabilme yeteneği daha baskın olmalı.

Tabi bu soruya felsefi bir yaklaşımla verilen cevabı ancak cevaplayan anlayabilir. En açık şekilde, web geliştiricisi bir sistem inşa ederken inşa işleminden çok çözmesi gereken problemler yaratır. Zamanının %30′unu bu problemleri üretmek, %60′ını test ederek sorunu tespit etmek ve kalan %10′u da sorunu gidermek üzere kullanır. Yani asıl geliştirme zamanının %40′lık bir kısmında gelişir. Bu nedenledirki henüz profosyonelleşememiş bir geliştirici proje teslim sürelerini vaadettiği zamanın %60′ı oranda geciktirir.

Bu yolda atılacak ilk adım okumak, ingilizce öğrenmek ve ilgi alanlarını sabitlemektir. İyi bir araştırma süreci sonunda hangi platformun size faydalı olabileceğini farkedebilir ve gerekli bilgi birikimini sağlamak üzere harekete geçebilirsiniz. Kendim kullandığım için söylemiyorum ama Php ve Javascript öğrenirseniz ihya olursunuz :)

Ajax ve Php ile Proje Yönetimi, Video #1

August 30th, 2008  |  Published in Php, ajax  |  6 Comments

Merhaba, Ajax-tr.com‘da yayınlanan bir makalemi video halinde yeniden hazırladım. Videoyu izlemeden önce makaleye şöyle bir göz gezdirirseniz daha faydalı olacaktır.

Comet hakkında

August 19th, 2008  |  Published in Comet, Kaynak

Comet uzun zamandır yazmayı planladığım bir konu. Bundan bir süre önce vikipedide ilk kaydını oluşturup birkaç cümle çeviri ile anlatmaya çalıştım ama çeviriye sadık kalmak istediğimden pek anlaşılabilir olduğunu sanmıyorum. Bu nedenle 2008 sonu ve 2009 yılında büyük açılımlar yaratmasını beklediğim Comet hakkında birkaç satır da burda yazmak istedim.

Comet, ilk olarak birkaç yıldır var olan Lightstramer ile karşılaşmam ile birlikte dikkatimi çekmişti. Tabi o ilk karşılaştığımda henüz adına Comet dememişlerdi. Sistemi kavrayabilmek için birkaç gece harcadığımı ve hiçbirşey elde edemediğimi de çok iyi hatırlıyorum.

Daha sonra IBM developerWorks’de konuyla ilgili birçok araştırmanın yürütüldüğünü, Opera 9 ile birlikte Comet altyapısı için gerekli protokollerin hazırlandığını vs birçok şeyle karşılaştım. Ama işin garip tarafı benim vikipedide yazdıklarımın kopyaları dışında Türkçe pek birşey bulunmayışıdır. Yani ya bilen arkadaşlar kimseye çaktırmıyor ya da gerçekten kimse hala hiçbirşey bilmiyor.

Comet en basit anlamıyla, sunucunun herhangi bir talep olmadan, sürekli ya da belli bir süre açık tutulan bir bağlantı üzerinden, sadece geçerli değişkenlerde bir değişiklik olması durumunda cevap verebilmesi ve bu mantıkla geliştirilen uygulamalara verilen isimdir.

Yani bildiğimiz XHR sayesinde GET ya da POST metoduyla yapılan bir sorgunun sürekli canlı kaldığını hayal edin. Tıpkı düşük hızlı bağlantılarda 20-30 saniyede yüklenen bir internet sayfası gibi ama bekleme esnasında yüklenen birşey yok. Taki sunucu tarafında, örneğin bir veritabanında gerçekleşen bir güncelleme ile değişiklik tespit edilene kadar bu bağlantı canlı kalıyor. Değişiklik tespit edildiği anda cevap veriliyor ve tekrar bir bağlantı oluşturuluyor. Klasik talep-cevap mantığının ötesinde, talep-takip-cevap sistemiyle çalışıyor.

Şu an bazı çevrimiçi anlık mesajlaşma servisleri -meebo gibi- şu an bu sistemi kullanıyor. Daha iyi kavrayabilmek için Firebug, Firefox ve Meebo üçlemesini kullanabilir, XHR sorgularını takip edebilirsiniz.

Son not: ajax-tr’de yayınlanan Ajax ve Php ile Komple Proje Yönetimi başlıklı makalemi az biraz yenileyerek ve video halinde yeniden yayınlayacağım. Şu an vimeo‘ya avi dosyasını yüklüyorum ve oldukça zaman alıyor. Kendi sesimi ve yabancı terimleri telaffuz etmeyi hiç sevmiyorum ve önemsemiyorum. Ajax’ı ajaks, Php’yi pieyçpi ve CSS’i cieses diye okuyorum ve telaffuzları yargılayan insanları hiç tasvip etmiyorum.

Previously


Feb 8, 2009
Blog dediğin?

by onur | Read | No Comments

Blog dediğin bir nevi günlük aslında, kalem özürlülere.
Bildiğini, gördüğü, duyduğunu hatta hissiyatını, ruh halini yazıyorsun felan. Bazen konulu, bazen konusuz. Ortasından girince anlaşılmayan cinsten yani.
Buhran zamanlarında çıkan bir kaç fikrinin 10 punto tadında ışıklı ekrandan yansıması bir garip hissiyat tutulması gibi sanki. Kala kalıyor oracıkta. Sanki hep aydınlıkta, daha demin kararmış gibi. Ve az sonra [...]


Feb 5, 2009
Bu bir çelişki midir?

by onur | Read | No Comments

Gördüğünüz resim sevgili StatPress adlı Wordpress eklentisinin son güncelleştirmeleri sayesinde elde edilmiş bir “ziyaretçi tarayıcı istatistikleri” grafiğidir. Bunu paylaşmamın sebebi ise taşıdığı anlam tabiki. Grafikte olmayan rakamlarsa şöyle:

Firefox 3
1197

Internet Explorer 6
752

Internet Explorer 7
673

Internet Explorer 5
210

Firefox 2
160

Safari
108

Opera
88

Firefox 1.0
79

Internet Explorer 8
12

Chrome
8

Firefox
5

Internet Explorer
5

Firefox 1.5
4

Iceweasel
1

Bildiğiniz üzere burada ufak tefek fikirlerimi paylaşıyorum ve yazılarımı okuyan insanlar da genellikle benim gibi [...]


Jan 26, 2009
Bir Web Programcıları Platformu’nun ardından

by onur | Read | No Comments

Dört buçuk aylık İstanbul maceramı 24 Ocak Cumartesi günü Golden Horn Ventures’ın (GHV) önderliğindeki Web Programcıları Platformu’nun (WPP) ilk etkinliği ile sonlandırdım. Bu dört buçuk ay içerisinde beni anca idare eden yabancı dilimi daha iyi bir noktaya getirdim ve inanılmaz faydalarını bu etkinlik ile tescil ettim –nasıl ettiğimi yazının devamında anlayacaksınız-
Pek etkinlik insanı olmadığım için [...]


Dec 4, 2008
Evet, yaşıyorum

by onur | Read | No Comments

Bir süredir şehir dışında bulunmam nedeniyleyeni yazı ekleyemiyorum. Az kaldı yakında döneceğim, kusura bakmayın :)


Oct 11, 2008
CodeIgniter Türkçe Kullanım Kılavuzu – Bölüm 1

by onur | Read | 2 Comments

Geçtiğimiz hafta başladığım çeviri işinin ilk bölümünü tamamlamış bulunuyorum. Bu bölümde orjinal kılavuzun General Topics bölümünde yer alan tüm sayfalar ile Class Reference bölümündeki birkaç sayfanın çevirisi yer alıyor.
Bu kılavuz codeigniter.gen.tr’de de yayınlandığı için -fakat İngilizce olmasına rağmen- burada yayınlamak istemiyorum. Dileyen arkadaşlarım buraya tıklayarak bilgisayarına indirmek suretiyle kullanabilirler.


Oct 4, 2008
CodeIgniter, sen nesin be abicim?

by onur | Read | 3 Comments

Merhabalar, uzunca bir süredir yazamıyorum kusura bakmayın yoğunluk işte. İş güç vesilesiyle Eylül başından beri İstanbul’da ikamet ediyorum ve Şubat ayına kadar böyle devam edecek. Bu süre içinde İstanbulda görüşmek isteyen varsa kose.onur et gmail nokta com adresime bir telefon numarası göndersin, buluşalım kaynaşalım.
Bundan önceki yazımda bahsettiğim yazı dizisine değişik bir boyut getirmek istiyorum. Daha [...]

About Onur Köse – Boş yazar

Just another coder around the world.

From twitter

  • @cemshid yok artık ya :) 2009/06/03
  • sonunda ferhunde tekin'de takipçimiz olmuş, yapraklarımız dökülmeye başlamadan bannnn! 2009/04/26
  • kabuklu tuzlu bademmiş meğer beni derbeder eden, sen nerdeydin hocam bugüne kadar ya kim icat etti seni :) 2009/04/24
  • çalışmak için bişeyler eksik gibi hisseder de günlerce elini vurmazsın ya işe güce, yağmur yağıyor be abi çok kötü 2009/04/23
  • ömür bitiyor ya biz hala zengin olamadık 2009/04/22

Popular

  • Ajax ve Php ile Proje Yönetimi, Video #1
  • Nasıl web geliştiricisi olunur?
  • Habire yeniden başlarken
  • CodeIgniter, sen nesin be abicim?
  • CodeIgniter Türkçe Kullanım Kılavuzu - Bölüm 1
  • Blogroll

    • Azer Koçulu
    • Eray Endeş
    • MDN
    • Fatih Turan
    • Onur Öztaşkıran


  • ©2009 Onur Köse – Boş yazar
    Powered by WordPress using the Gridline Lite theme by Graph Paper Press.